Küçük metrekareli alanlarda yaşanan en büyük problem, mekanın boğucu ve dar hissedilmesidir. Ancak bir mekanın büyüklüğü yalnızca metrekarelerle değil, o metrekarelerin nasıl kurgulandığıyla ilgilidir. Kötü planlanmış geniş bir salon dar hissettirebilirken, doğru dokunuşlarla tasarlanmış küçük bir oda nefes alıcı bir ferahlığa kavuşabilir.
Bir mekanın algısını, mobilyalardan veya duvar renginden bile daha hızlı değiştirebilen tek bir unsur vardır: Işık. Dünyanın en pahalı mobilyalarını da kullansanız, yanlış bir aydınlatma planıyla o mekan soluk, basık ve yorucu görünecektir.
İyi tasarlanmış her mekanın bir 'odak noktası' (focal point) vardır. Odaya adım attığınızda gözün ilk takıldığı, mekanın hikayesini başlatan bu merkez, genellikle özenle seçilmiş bir yemek masası veya karakteristik bir oturma grubudur.
Bir dekorasyon dergisine baktığınızda gördüğünüz o 'bütünlük' ve 'uyum' hissi asla tesadüf değildir. Profesyonel tasarımcılar, bir mekandaki renkleri ve dokuları rastgele bir araya getirmezler; arkasında kanıtlanmış matematiksel formüller vardır.
We design a new building on Nickelodeon’s Burbank campus makes the “pages” : “The new state-of-the-art five-story glass structure will …
